
| ![]() SAĞLIKLI OLMAK İÇİN NELERE
DİKKAT ETMELİYİZ
TERLİ TERLİ SU İÇMEYELİM Ece, o sabah her yeri ağrıyarak uyanmıştı, ateşler içindeydi. Ece’nin bu halini fark eden annesi, elini onun başına koyarak ateşini ölçmeye çalıştı. Ece’nin
ateşi çok yüksekti ve doktora
götürülmesi gerekiyordu. Ece, doktordan
o kadar çok korkuyordu ki… Ama doktora
gitmeliydi. Çünkü “Ya bir daha okula
gidemezsem, arkadaşlarımı ve
öğretmenlerimi göremezsem” diye
korkuyordu. Bir an önce iyileşip okuluna
dönmek istiyordu.![]() Doktor Kemal Bey, Ece’yi muayene ederken, Ece, bir taraftan da doktordan korkmanın ne kadar anlamsız olduğunu anlamıştı. Çünkü doktor amcası, sadece dereceyle ateşini ölçmüş, boğazına bakmış ve göğsünü dinlemişti. Ece, aslında hastalığının nedenini de biliyordu. Annesi ve öğretmeni, ona sık sık “Terliyken su içilmez, hastalanırsın” dediği halde, o, dün okulda çok koşmuş, çok terlemiş ve sonrasında da soğuk su içmişti. Şimdi de hastaydı işte. Bu söylenenleri yapmadığı için
çok üzülmüştü Ece. Bu hastalık, ona bir
ders olmuştu. Neyse ki Ece, doktor
amcasının yazdığı ilaçları düzenli
olarak kullanmış, iyice dinlenmiş ve
birkaç gün sonra okuluna dönmüştü. Ece
artık iyileşmişti. Arkadaşlarına ve
öğretmenine kavuştuğu için çok mutluydu
AKŞAM OLUNCA ERKEN YATALIM. Onur, çoğu kez akşamları geç saate kadar otururmuş ve televizyon seyredermiş. Annesi ise Onur`u sürekli: -“Oğlum, saat geç oldu yarın okulun var hadi artık yat” diyerek uyarırmış. Onur, annesinin bu sözlerini hiç dinlemez ve her defasında bir bahane bularak geç saatlere kadar televizyon
seyredermiş. Onur, bir sabah okula
gitmek için kalktığında kendisini yorgun
ve halsiz hissetmiş. Okulda öğretmeninin
anlattıklarını dinleyememiş ve
ödevlerini yapamamış, bu yüzden
derslerinden geri kalmış. Onur’un bu
durumu annesini ve babasını da çok
üzmüş. Annesi Onur’a: -“Eğer erkenden yatıp düzenli uyusaydın kendini yorgun hissetmeyecektin ve derslerin de kötü olmayacaktı” demiş. Onur, annesini dinlemediği için çok üzülmüş. Bundan sonra her gün düzenli olarak uyumuş ve geç saatlere kadar televizyon seyretmemiş. Böylece sabahları kalktığında kendini yorgun hissetmemiş ve derslerini dinleyebilmiş. KİTAP EN İYİ DOSTUMUZDUR Hülya,
kitap okumayı çok severmiş. Boş
zamanlarını sürekli kitap okuyarak, yeni
bilgiler öğrenerek geçirirmiş. Hülya’nın
arkadaşı Cem ise hiç kitap okumaz, boş
zamanlarını bilgisayarın başında oyun
oynayarak harcarmış. Bir gün Cem doğum
gününü kutlamak için Hülya’yı ve diğer
arkadaşlarını davet etmiş. Arkadaşları
Cem’e oyuncaklar, bilgisayar oyunları
hediye etmiş. Hülya ise Cem’e bir hikaye
kitabı almış. Cem, Hülya’nın hediyesiyle hiç ilgilenmeden hemen yeni bilgisayar oyunlarıyla oynamaya başlamış. Bir gün Cem`in bilgisayarı bozulmuş. Cem oynayacak oyun bulamadığı için çok
sıkılmış. Odasında kendisine yeni bir
oyuncak ararken Hülya’nın ona doğum
gününde hediye ettiği hikaye kitabını
bulmuş. Önce “bir iki sayfa okur, sonra
da sokağa oynamaya giderim” demiş ama
kitabı okudukça çok hoşuna gitmiş .
Kitaptaki hikayelerin hepsi birbirinden
güzelmiş Cem, okudukça yeni yeni şeyler
öğreniyormuş. Kitabı bitirince “keşke
daha önce bilgisayar oynamak yerine
kitap
okusaydım.
Kitaplar oyunlardan daha güzel hem de
çok eğlenceli. Bundan sonra ben de hep
kitap okuyacağım” demiş. Hülya da
arkadaşı Cem`in kitap okumaya
başladığını duyunca çok sevinmiş. Ona
kendi kitaplarından ödünç vermiş. Bundan
sonra Cem daha az bilgisayar oyunu
oynamış, kendisine yeni kitaplar almış
ve vaktini boşa harcamamış.En iyi Goruntuyu internet Explorer 7.0
|
|







Ece’nin
ateşi çok yüksekti ve doktora
götürülmesi gerekiyordu. Ece, doktordan
o kadar çok korkuyordu ki… Ama doktora
gitmeliydi. Çünkü “Ya bir daha okula
gidemezsem, arkadaşlarımı ve
öğretmenlerimi göremezsem” diye
korkuyordu. Bir an önce iyileşip okuluna
dönmek istiyordu.
için
çok üzülmüştü Ece. Bu hastalık, ona bir
ders olmuştu. Neyse ki Ece, doktor
amcasının yazdığı ilaçları düzenli
olarak kullanmış, iyice dinlenmiş ve
birkaç gün sonra okuluna dönmüştü. Ece
artık iyileşmişti. Arkadaşlarına ve
öğretmenine kavuştuğu için çok mutluydu
televizyon
seyredermiş. Onur, bir sabah okula
gitmek için kalktığında kendisini yorgun
ve halsiz hissetmiş. Okulda öğretmeninin
anlattıklarını dinleyememiş ve
ödevlerini yapamamış, bu yüzden
derslerinden geri kalmış. Onur’un bu
durumu annesini ve babasını da çok
üzmüş. Annesi Onur’a:
Hülya,
kitap okumayı çok severmiş. Boş
zamanlarını sürekli kitap okuyarak, yeni
bilgiler öğrenerek geçirirmiş. Hülya’nın
arkadaşı Cem ise hiç kitap okumaz, boş
zamanlarını bilgisayarın başında oyun
oynayarak harcarmış. Bir gün Cem doğum
gününü kutlamak için Hülya’yı ve diğer
arkadaşlarını davet etmiş. Arkadaşları
Cem’e oyuncaklar, bilgisayar oyunları
hediye etmiş. Hülya ise Cem’e bir hikaye
kitabı almış.
çok
sıkılmış. Odasında kendisine yeni bir
oyuncak ararken Hülya’nın ona doğum
gününde hediye ettiği hikaye kitabını
bulmuş. Önce “bir iki sayfa okur, sonra
da sokağa oynamaya giderim” demiş ama
kitabı okudukça çok hoşuna gitmiş .
Kitaptaki hikayelerin hepsi birbirinden
güzelmiş Cem, okudukça yeni yeni şeyler
öğreniyormuş. Kitabı bitirince “keşke
daha önce bilgisayar oynamak yerine
kitap
okusaydım.
Kitaplar oyunlardan daha güzel hem de
çok eğlenceli. Bundan sonra ben de hep
kitap okuyacağım” demiş. Hülya da
arkadaşı Cem`in kitap okumaya
başladığını duyunca çok sevinmiş. Ona
kendi kitaplarından ödünç vermiş. Bundan
sonra Cem daha az bilgisayar oyunu
oynamış, kendisine yeni kitaplar almış
ve vaktini boşa harcamamış.